FATMA NURAN AVCI-SON CEVİZLİK

FATMA NURAN AVCI-SON CEVİZLİK

                              İLKAY YILMAZ

         MODERN ÖYKÜYE İYİ BİR ÖRNEK: SON CEVİZLİK

 

Fatma Nuran Avcı’nın, Notabene Yayınlarından çıkan ilk öykü kitabı Son Cevizlik, on dört öykü barındırıyor. Kitaptaki öyküler, konu, kurgu ve dil açısından modern öykünün iyi örneklerini işaret ediyor.

Edebiyat kuramcılarına göre sanat bir üretimdir, sanatçının işi yoktan bir şey yaratmak değil, bir takım hazır malzemeyi alarak bunları işlemek, bir ürün meydana getirmektir. Zaten edebiyat malzemesini dönüştüren, onu farkedilir kılan, bundan ötürü kendine özgü bir etkinliğe sahip toplumsal güç değil midir?

Bu bağlamda düşündüğümüzde Fatma Nuran Avcı, Mahmut Şevket Esendal’ın, Sait Faik Abasıyanık’ın, Orhan Kemal’in, Tarık Dursun K.’nın, Tahsin Yücel’in izinde yürüyen bir öykücü.

Yazarın ürettiği öyküler kurgunun iç içe geçtiği kahramanların ve zamanmekânın çakıştığı öykülerden değil. Öyküler tek kahramanla aynı zamanmekân içinde akıp gidiyor. Gizem ve karmaşa barındırmıyor. Öykü kahramanlarına dair olan bazen acıklı ve hüzünlü bazen de neşeli bir atmosferde geçiyor.

Avcı’nın, öykülerinde doğal dili gereç olarak kullanması, öykülerini bu doğal dil içinde oluşturması öykü kişilerini sahici kılmış. Son Cevizlik, lafın çok da dolandırılmadan, kahramanların umarsızlıklarını, hayal kırıklıklarını, acılarını işleyen bir öykü kitabı.

Yazarın, kitaba adını veren ve Nilüfer Belediyesi Yaşar Kemal öykü yarışmasında birincilik alan “Son Cevizlik” adlı öyküsünde ülkemizdeki ağaç katliamına ve betonlaşmaya dikkat çekiliyor.

 “Motoru Sıfırlamak” adlı öyküde, bıçkın geçinen umutsuz gençlerin, oyuna gelmeleri işlenmiş.

“Birol çayları masaya bırakırken çaktı manzarayı. Bıyığını burnunu çekiştirdikten sonra olan aklını verdi. “Çok borca hazine bulmak lazım ki motor sıfırlansın,” deyince…”

“Parmak Kadar Sevildim Hayatta” adlı öyküde, uçağa tek başına binmenin  kıvancını yaşayan gurbetçi kadının, hayal kırıklıkları sonrasında özgürlüğe yelken açma sevincini duyumsamamak elde değil.

“Yakup’un Kahvesi” Öykü kendime şu soruyu yöneltmemi sağladı. Cesur olmayan insan merhametli olabilir mi? Aşıracağını bile bile parasını sayması için çırağına teslim eden koca yürekli Kahveci Yakup ve günümüzde toplumun mültecilere bakışı var bu öyküde.

“Nan,” dedi, “ye de, git buralardan gayri.”

“Benim Olayım Başka” adlı öykü, neşeli bir öykü. Kendi şiirlerine hayran kahramanı dinlerken  acı acı gülümsüyor insan.                                                                                                    “…Düşünsene. Kitabın kapağını feysde yayınlamışım. Neredeyse iki ay oluyor. Yani kapak da nasıl biliyor musun, tek kelimeyle 10 numara. Memleketteki şairleri toplasan imge bulamaz anlatmaya. O derece nefes kesici. Tam 643 takipçi bu kitabı bekliyor. Özelden yazan yazana. Hele şiirlerimin hayranı bazı bayanlar kriz geçiriyor…”

“Zararsız Taşra” Öyküde, bir kadın cinayeti ve Doktor Nihat karakterinin karşı durmaya çabaladığı, kadını indirgeyen, kokuşmuş düzen hikâye edilmiş.

“Hatunu hedef tahtası yapmışlar. İki tümsekle, bir çukuru tutturmuş namussuzlar…”

“Soyadımızı Verdik” Toplumdaki çürüme ve ikiyüzlülük, kadın sömürüsü çok etkili bir örnekle işlenmiş öyküde.

“Seni sigarasız bırakmam merak etme,”dedi.

“Nikâhlı Karım Güya” bu öyküde, ölen karısını unutamayan, çocuklarının bakımı için evlenmiş bir erkek hikâye edilmiş. Aslında Mustafendi’nin öyküsünün yanı sıra ikinci eşi Elmas Hanım’ın da insanlığı mahkum eden öyküsü var. Bir romana sığabilecek pek çok duygu ve düşünce kısa bir öyküye, derinlikli anlatım ve etkili diyaloglarla sığdırılmış.

“Isıran Soğuklar” kitaptaki bu öykü, okur olarak beni en çok etkileyen öykülerden bir tanesi. Öykü mekânı bir meyhane. Kafa çeken dertli erkeklerin, özlemleri, kıskançlıkları, pişmanlıkları, sefaletleri, kendileriyle ve çevreleriyle olan çatışmaları oldukça başarılı işlenmiş.

“Ben sanki varlıktan dikiyorum boğazıma. Füko’ya bile kul köle oldum. Ne olurdu kıçını kırsaydın, evinde pişirip kurtarsaydın, ne olurdu? Evimde içerdim ben de. Akşamdan akşama iki kadehten ne olur. Taktın rakıma. Çenen kapanmadı. Milletin karı kocalığına bak. Ne sevgi valla…”

Bütün bunların yanı sıra, yaşlı bıçakçı Halil, sokakta oynarken kendini koca evinde buluveren kız çocuğu, duaların ve bedduaların gücüne inanan insanlar, aile içi çatışmaların ve kırgınlıkların kahramanları bu öykü kitabındaki ince ince işlenmiş öykülerin kahramanları.

Kısacası, her öyküsü ayrı bir dünyayı çağıran Fatma Nuran Avcı, bu yalın, sade, içten dili ve güçlü gözlem yeteneğiyle daha çok şeyler yapacak gibi duruyor.

YAZAR HAKKINDA: Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu olan yazar çeşitli yaratıcı yazarlık atölyelerinde eğitim almıştır. Öyküleri ve eleştiri yazıları çeşitli dergilerde yayınlanmış olan Avcı, evli ve iki çocuk annesidir. İzmir’de yaşar.

 

 

Yorumlar

Yorumlar: 0