“OKUYANLAR ÇALMAZ, HIRSIZLAR OKUMAZ” MI?

“OKUYANLAR ÇALMAZ, HIRSIZLAR OKUMAZ” MI?

Iraklı kitapçı kitaplarını sokakta bırakıyor ve “Okuyanlar çalmaz, hırsızlar okumaz,” diyormuş. Sosyal medya bu fotoğrafa ve kitapçının sözlerine düzülen övgülerle dolup taşıyor.

İzmir Kitap Fuarı’nda sahaf arkadaş ikinci fotoğraftaki öfkeli feryadı asmış duvarına. “Lütfen kitaplarımı çalmayın lan!” diyor. Çünkü herkesin bildiği ama kimsenin ulu orta pek dile getirmediği üzere, kitap fuarlarında kitap çalmak milli bir sporumuzdur ve kitap hırsızlığını hırsızlıktan saymamak anlaşılması hayli zor ama yaygın bir tutumdur.

Zihinde Bir Dalga adlı, yakınlarda çıkan kitabında Ursula K. le Guin, Anna Karenina’nın başlangıç cümlesi olan “Bütün mutlu aileler birbirine benzer. Oysa mutsuz ailelerin her birinin kendine özgü bir mutsuzluğu vardır,” nedeniyle epey dalga geçer Tolstoy’la. Tolstoy’un çok aşırı bir genelleme yaptığını, bu genellemenin altının doldurulması gerektiğini, oysa bunun mümkün olmadığını, çünkü mutluluk gibi mutsuzluğun da çeşit çeşit sebepleri olabileceğini söyler.

Iraklı kitapçının söylediği öne sürülen sözlere ve söz konusu fotoğrafa düzülen güzellemelerin de böyle bir aşırı genellemenin ve sorgulamadan kabul etmenin sonucu gibi görünüyor. Oysa sorulacak pek çok soru gelmelidir akla. Benim aklıma ilk elden şu sorular geliyor:

  1. Siz olsanız durduk yerde kitaplarınızı sokakta bırakır mısınız?
  2. Iraklı kitapçı kitaplarını neden sokakta bırakıyor olabilir?
  3. Bu resimdeki kitapların içinden bırakın herhangi bir okuru, kitapçının bile aradığı kitabı bulma olasılığı nedir? Burası hakikaten bir kitapçı olabilir mi?
  4. Sokakta bırakılmış, nem, toz, toprak içindeki kitapları satın almak ister miyiz?
  5. Hırsızlar hakikaten kitap istemez mi? Kitaplar da alınıp satılan nesneler değil midir? Hırsızlar satılabilecek bir nesneyi neden çalmak istemesin?
  6. Okuyanlar hakikaten çalmaz mı? (Burada size yaşanmış bir hikâye anlatmak isterim: Konak’ta birbirine yakın iki ayrı dükkanı olan bir sahhaf tanıdığımın bizzat yaşadığı bir olay bu. Birinci dükkâna gelen üç “üniversiteli” genç, kurulmasına destek oldukları bir “okul kütüphanesi” için kitap bağışı ister. Dükkân sahibi öteki dükkândadır. Çalışan arar, durumu anlatır. Dükkân sahibi elbette katkıda bulunmak isteyeceğini, gençlere birkaç kitap verilmesini söyler. Yarım saat sonra da gençlere verilen kitaplar elinde, çıkar dükkâna gelir. Çalışanlar şaşkın, neler olduğunu sorarlar. Gençler en yakın sahaf olan öteki dükkana gidip kitapları satmak istemişler, o da hiç bozuntuya vermeden kitapları onlardan satın almıştır).

Şair, sosyolog, Prof. Dr. Osman Konuk, Okunası Kitaplar’da yayınlanan “Kitaplar Hakkında Herkesin Düşündüğü Kimsenin Söylemediği Basit Gerçekler  başlıklı denemesinde, “‘Nesneler kendiliğinden içsel anlam taşımazlar. Anlamlar bireylerin muhataplarıyla etkileşiminden çıkarılır’, kitaplar dahil. Kitap nesne düzeyinde tost makinesinden farklı değil. Kitaplardan tost yapamayız ama istenirse tostu sarmak için kullanabiliriz. Dolayısıyla bir tost makinesinden beklediğimiz fayda, konu kitap olunca birden soyut, sınırsız, belirsiz ve ölçülemeyen ama her şekilde yüksek bir değerle ilişkilendirilir. Halbuki kitap parayla satılan bir üründür. Her ürün gibi bir fayda vaat eder. Üstelik garanti belgesi verilmez. Kısmen dokunulmazdır ve abartarak söylenirse totemik bir statüye sahiptir. … Uzaktan bakınca, çevresindeki haleler üflenip dağıtılınca, nesne-kitap kağıttan bir kutudur,” diyor.

Demem o ki kitaba bir keramet, bir kutsallık atfetmek doğru değildir. Kitap o dokunulmaz ve totemik statüsü yüzünden böyle tuhaf güzellemelere konu olabilir ama “uzaktan bakılınca, çevresindeki haleler üflenip dağıtılınca, nesne-kitap” hakikaten “kağıttan bir kutudur” ve esasen alınıp satılabilen, bu yüzden sıkça çalınan bir nesnedir.

Iraklı kitapçıların kitaplarını sokakta bırakmak zorunda kaldığı bir dünyaya itiraz etmek boynumuzun borcudur.

Kitapçı, çevirmen.

Yorumlar

Yorumlar: 1
  • Cok dogru. Kutuphanelerde kitaplarin ucretsiz okunabiliyor olusu kitabi daha az ‘mal’ yapmiyor. Alinip satilan her sey gibi kitap da calinir. Sanirim cok satan kitaplarin yazarlari , cevirmenleri dahi pek fazla para kazanamadigi icin, ‘kitap isinde para yok, kim calacak ayol’ dusuncesi var 🙂