Uçup Giden Bir Kuş Romanı Hakkında

Uçup Giden Bir Kuş Romanı Hakkında

Lale Javanshir’i neden aradım internette acaba? Çünkü mütercim. Neyi tercüme etmiş? İranlı sağlam kadınlardan biri olan Feriba Vefi’nin Uçup Giden Bir Kuş’unu çevirmiş. İyi tercüme edildiğine göre Farsçada da bir şeylere değiyordur bu anlatım diye düşünüyorum. Yani roman iyi. İyi, estetik bir gösterge değildir diyenler için düzelteyim: Roman Güzel. Araştırma sonunda mütercimin Türkçeye sadece bir kitap çevirdiğini görüyoruz. Verita Kitap basmış bu eseri. İnternet sitesine gidiyorum, Kadıköy gözüküyor adres. Bu kötü. Bir kurumun Kadıköy Kurumu olması çok kötü. İstanbul Ticaret Odası’nın sicil bilgilerini halka açık verdiği web sitesine gidip sermayesini araştırmaya gerek görmüyorum; bu, haddi aşmak olur. İyi bir metin okuduğumuzda eğer bu metin başka dilden tercüme edilmiş ise övülecek ilk kişi yazar değildir: Mütercimdir.  Kitap tanıtımlarında ise mütercim adlarını görmeyiz çoğunlukla, onlar telif alınca çok sevinip uykuya mı dalıyorlar acaba, tercüme edip çekiliyorlar, kafaları yumuşak. Benim hakkım böyle yense herkese dava açarım. Yazarın, şairin tozunun/pisliğinin alınmış hali olarak kaydetmek istiyorum mütercimleri muhayyileme, öyle  farz edip geçiyorum: Tertemiz aydın = Murat Erşeniyet.

Roman ya da anlatı birinci tekil kadın tarafından sekans sekans anlatılıyor. Aralarda iç ses bizi hatıralara ve derin duygulara taşıyor. Yazar bizi yormuyor. Hikayeyi sahne sahne çekip hüzünlü bir dille aktarıyor. İyi eserler bize türleri hakkında ipucu vermekten geri dururlar. Düzünden açıklayayım: Yazılan şey güzelse türü yeniden belirler derler ya. Bu sebeple okuduğumu anlatırken roman, anlatı, hikaye kelimelerini kullandım.

Cadde başındaki dörtyol ağzına gelince, buranın daha çok Hindistan’a benzediğini düşünüyorum; insanların arasındaki mesafelerin çeşitli kokularla kaplandığı bir ülke. İnsanlar arasındaki mesafe ve koku bilgimiz var. İnsanların arasında mesafe vardır. Bir de cisimlerin havaya bıraktığı koku molekülleri vardır. Fakat elimizde Hindistan bilgisi yok. Hindistan bilgisi olmadığı gibi Hindistan’da kokan şeylerin bilgisi de yok. Buna rağmen yukarıdaki cümleyi okuduğumuzda kendimizi Hindistan’da buluyoruz. Yazar Hindistan’ı yapıyor imgelemimizde. İnsanların arasındaki mesafenin kokularla kaplandığı yer olarak Hindistan. Doğru bir Hindistan. Baharat yolu, baharat, belgeseller. Koku taşımayan belgeseller. Sadece renk ve ses taşıyan aletler. Hiçbir aletin, sanatın kokuyu iletememesi. Kokunun iletim dışında kalması. Perişan teknoloji. Birinci tekil karakterimiz diyorum çünkü anlatıcı kahramanın adı yok. Kocasının, çocuklarının, kardeşlerinin adlarını biliyoruz fakat kahramanımızın adı yok. Karakter kocası Emir ve çocuklarıyla bir bodrum katında kalmaktadırlar İran’ın. Emir’in Kanada’ya gitmeye hayali vardır. Çünkü Kanada’da mutluluk vardır, karısı ve çocukları daha mutlu olacak, iyi yaşayacaklardır. Emir’in gitme arzusu, kahraman ev hanımında çok ufak bir paranoya belirler. Bu paranoya çıktığı andan itibaren kahramanda bir tevekkül hissi de yaratır. Emir evdeyken aptallığa izin vermiyor, evden gitmesini bekliyorum. Aslında yaptığı bir aptallık yoktur kahramanın, düşündüğü ya da hissettiği şeylerin aptallık olarak değerlendirilebileceği ihtimali onu korkutmaktadır. Fakat dediğim gibi, romanda herhangi bir duygunun/temanın başı çektiğini söyleyemiyoruz. Anlatı adeta bir küçük duygular orkestrası. Ve ortaya çıkan sesin müzikal değeri hayli yüksek:

Bağırıyorum: “Geç kaldın!”

Masadan yarı aç kovulmuş bir çocuk gibi kasetçaların yanından kalkıyor. Ayakkabılarını giyip bana öyle bir bakış atıyor ki, sanki onun deliler gibi sevdiği kadın olamamak benim suçum.

Ne yapalım yavrum deli gibi sevmek ruhumuzda yok deyip meseleyi kapatıyorum. İyi okumalar.

 

Yorumlar

Yorumlar: 5
  • Uçup Giden Bir Kuş’u herkesler okusun diye defalarca yazmış ve kitabı çok sevmiş biri olarak teşekkür ederim. Dilerim beni duymamış/dinlememiş olanlar Cihat Duman’ı dinler ve kitabı okurlar. Ben kitabı okumamış olsam, bu yazının üstüne derhal okurdum. :))

  • comment-avatar
    Betul 5 ay

    bir kitabı anlatmak bu olmalı, teşekkür ederiz, kitabı okuyacağım.