Dilimiz, Dillerimiz – Uygulama Üzerine Yazılar

HomeDiğer

Dilimiz, Dillerimiz – Uygulama Üzerine Yazılar

Yazarın 2000 yılında Metis Yayınları tarafından çıkarılan Türkçe Sorunları Kılavuzu, eklerin, sözcüklerin, sözcük öbeklerinin yazımlarına, kullanımlar

Yazarın 2000 yılında Metis Yayınları tarafından çıkarılan Türkçe Sorunları Kılavuzu, eklerin, sözcüklerin, sözcük öbeklerinin yazımlarına, kullanımlarına yönelik dil bilgisi ve anlam bilgisi ağırlıklı bir çalışma idi. Noktalama işaretlerinin kullanımı da kitaptaki konular arasındaydı.

Dilimiz, Dillerimiz adlı bu yapıtta ise “Ekler, Bileşik Sözcükler ve İmla” gibi birkaç dil bilgisi konusu yer almakla birlikte daha çok genel dil sorunları ele alınıyor. Hatta sözünü ettiğim dil bilgisi konuları bile genel dil sorunları içinde biçimlenen bakış açılarıyla dile getiriliyor. Söz gelimi “İmla” konusunda ‘İmla Birliği’ ara başlığı altında şu düşünceler vurgulanıyor:

“İmla birliği, tarihsel olarak Avrupa’da ortaya çıkan modern kapitalist toplumun hem gereği, hem de sonucuydu. Tıpkı dil birliği gibi imla birliğini de feodal dönemin ardından gelişen ticari ve sınai ilişkiler getirdi.

Modern toplum, birbirinin ne dediğini gittikçe daha hızlı bir biçimde anlaması gereken insanların toplumu. BU nokta düşünülürken, anlamak gereken şeylerin gittikçe hızlanarak arttığı da göz önünde bulundurulmalı. İmla birliğinin anlamayı hızlandıran araçlardan biri olduğu unutulmamalı. (…………………….)

İmla birliği, modern sanayi toplumunun önemli bir bileşeni olduğuna göre, acaba, kurumu devletleştirip imla birliğinin bozulmasına yol açanlar, böyle bir toplumu istemeyen kişiler miydi? Sorgulanmaya değer. Çünkü imla birliği, başka şeylerin yanı sıra farklı toplumsal kesimlerin bir arada yaşama iradesinin, yoğun bir etkileşimin göstergesi. Ülkemizde ise son yıllarda birbirini dışlayan ya da birbirini fiziksel açıdan değilse bile toplumsal açıdan yok etmeyi hedefleyen kesimlerin ayrı imlalarda ayak dirediğine tanık olageldik.”

Kitabın bütününe baktığımızda yazarın amacının okurlarda, dil olgusu, dil olayları, dil sorunları alanında çağdaş, bilimsel yöntem ve yaklaşımlara dayalı bir “dil bilinci” oluşturulmasına katkıda bulunmak olduğunu söyleyebiliriz.

334 sayfalık bu kitapta anlatılanlar 11 ana başlık altında toplanmış: 1. Genel Bakış   2. İmla    3. Eklerle İlgili Sorunlar   4. Birbirine Karıştırılanlar   5. Uzun Lafın Kısası   6. Edebiyat ve Dilbilgisi   7. İngilizceden Gelenler   8. Anadili   9. Çeşitli Konular   10. Söylem Bilmeceleri   11. Sözlükler, Başvuru Kaynakları

Genel Bakış ana başlığı altındaki bölümde yazar, “fetvacı anlayış”a karşı çıkan sağlam bir tavrı öne çıkarmakla başlıyor işe: “Türkçe sorunları konusundaki yaygın eğilim, “yanlış” ya da “doğru” diye hüküm vermek ya da hüküm verecek birini aramak. Günümüz dilbilimi ise böyle hükümler verme hakkını kimseye tanımıyor; olsa olsa sorunlara dikkat çekip kendi önerimizi söyleyebiliriz. Bu da temelde bir tartışma çağrısı oluşturur. Kuralların, kullanım yaygınlığını esas alan bilimsel yöntemlerle saptanması, kılavuzlara, dilbilgisi kitaplarına ve sözlüklere an sonra girmesi gerekir.”

  1. sayfada “Sonsöz” başlığı altındaki iki kısa paragraf, kitabın yazılışındaki temel anlayış ve tutumu da özetliyor zaten:

“Bu kitap yayıma hazırlanırken ben de bir yandan buradaki yazıların benzerlerini yazmayı sürdürüyorum. Bu yeni yazılar eklenmiyor diye kitap eksik mi sayılmalı?

Bir bakıma evet: Çünkü yazdıklarımı okurlarla diyalog içinde, dişe dokunur şeylerdir diye yazıyorum. Bir bakıma hayır: Çünkü asıl önemli olan ortaya bir bakış açısı koyabilmekse, kitap  – fazla iddialı olmaksızın –  bunu az çok yerine getirmiş görünüyor. Diyaloğun sürmesi dileğiyle.”

Yazarın “dil bilinci”nden ne anladığına değinmezsek, bu tanıtım yazısı fazlasıyla eksik kalır.

“Dil bilincimiz, belirli bilgilere dayanacaktır kuşkusuz; dilbilgisi kuralları kadar günümüzde bilimsel açıdan geçerli dilbilgisi anlayışlarını, Türkçenin tarihiyle coğrafyasını ve olanaklarını da hiç değilse ana çizgileriyle kapsayan bilgilerle sürekli beslenmesi gerekecektir

Ancak, dil bilinci, bu bilgilerin toplamına verdiğimiz ad değil, bilgilerin oluşturduğu matrisler yoluyla işleyen bir zihnin seçimler yapma, bir başka deyişle bilgi kullanma yetisinin adı olmalı.

Değilse, dille ilgili çok çeşitli etmenlerin önemli bir bölümünü dışarıda bırakma, donmuş ve sınırlandırılmış bir bilgi-duyu bileşimiyle yetinme tehlikesi bekliyor bizi. Bu da yüzeyselliğin, fetvacılığın, ezberciliğin güç kazanması demek.”

Kitapta geniş bir “Kaynakça”nın ardından  – benim bir okur olarak çok önemsediğim –  geniş bir “Dizin”e yer verilmiş. Kitapta yer alan bütün özel adları, terimleri ve kavramları bu “Dizin” bölümünde alfabetik bir düzende bulabiliyoruz. Ayrıca kitaptaki 11 bölümün her biriyle ilgili ekler de NOTLAR başlığı altında verilmiş.

Dil olgusu ve dil sorunları konusunda bilgilenmek, düşünmek, tartışmak, fikir sahibi olmak isteyen herkesin yararlanacağı bir kitap.

 

COMMENTS

WORDPRESS: 0