Günü Yaşa

HomeRoman

Günü Yaşa

Günü Yaşa, isminin yarattığı pozitif havaya adlanılmaması gereken bir kitap. Roman sadece bir günü anlatıyor. Kitabın başarısız kahramanı Wilhelm ile

Günü Yaşa, isminin yarattığı pozitif havaya adlanılmaması gereken bir kitap. Roman sadece bir günü anlatıyor. Kitabın başarısız kahramanı Wilhelm ile oradan oraya gezinirken, bitsin diye dua edeceğiniz türden bir günün öyküsü bu.

Wilhelm acizliği ve her tarafından sarkan “başarısız” etiketi yüzünden değil, basiretsizliği ile içinizi sıkacak türden bir adam. Orta yaşlı, işsiz ve parasız, karısından ayrılmış ama bir türlü boşanamamış, eline attığı her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmış, bir zamanlar başarılı bir doktor olan babasının küçümseyerek baktığı, aynı otelin farklı katlarında yaşadıkları halde görmek istemediği ve yapabilecekken ekonomik yardımını esirgediği biri.

“Özgürlük Bildirge’si yalnızca zenciler içindi. Benim gibi bir koca, demir tasmalı bir köledir. Kiliseler Albany’ye kadar yayıldı, yasalar onları denetliyor. Boşanmaya karşılar. Mahkeme “özgür mü olmak istiyorsun?” diyor, ” o halde iki katı çalışacaksın, en az iki katı! Çalışsana! Çalışsana! serseri” Böylece insanlar para için birbirlerini öldürüyorlar, kendilerinden nefret eden bir eşten kurtuluyorlar belki ama bu kez de bir şirketin kölesi oluyorlar. Şirket çalışanının paraya ihtiyacı olduğunu bildiğinden onu sonuna kadar sömürüyor. Bana özgürlükten söz etme. Zengin bir insan net bir milyonu varsa özgür olabilir. Yoksul bir insan ne yaptığına kimse aldırmadığı için özgür olabilir. Ama benim durumumdaki bir adamın ölene dek ter dökmesi gerekir.” diyen Wilhelm, yanlış kararlarla parasızlığın batağına saplandığı hayatında bir çıkış yolu arıyor çaresizce.

Kitap ironik bir dille, Wilhem’in, elindeki son parayı da büyük ihtimal dolandırıcı olan bir psikoloğun güdülemesiyle borsaya yatırdığı ve kaybedişini çaresizce izlediği o tek günü başından sonuna anlatıyor. Below bunu yaparken birbirinden ilginç yan karakterleri hoş saptamalarla ve çok akıcı bir dille tanıtıyor bize. Alttan alta giden bir mizah okumayı daha da canlı kılıyor. Çok incelikli anlatılmış detaylar da cabası.

Özellikle başından sonuna ne olacağı belli olan günün kapanışını son derece sade ve çarpıcı bulduğumu söylemeliyim. Çamura düşmüş bir böceğin çırpınışını izler gibi takip ettiğiniz kahramanın kalp krizi geçirmesini beklerken, finalde olan şey çok daha insani ve anlaşılır geliyor. Ya da bana öyle geldi.

Yazarın “Boşlukta Sallanan Adam” adlı romanını da üzerinde konuşulacak güzel bir eser. Onu da okunacaklar listenize eklemenizi öneririm.

2005 yılında ölen Amerikalı yazar Saul Bellow, 1976 yılında Nobel ödülü kazanmış bir isim. Aslında şöyle bir araştırınca oldukça renkli biri olduğunu da görüyoruz. Kendisi kitaplarındaki kadın karakterlerin olumsuzluğu ile ilgili çok eleştirilmiş. Mesela bu kitabın birkaç cümlelik varlık gösteren tek kadın karakteri de, boşanmayan fakat Wilhelm’in parasını sonuna kadar almaya çalışan eşi. Tabii yazarın dört kez evlendiği, ikinci eşinin en yakın arkadaşı ile kendisini aldattığı ve üçüncü eşinin de Nobel’i kazanmasının ardından boşanma davasını tekrar açtığını öğrenince bu tavrını anlamak daha kolay oluyor sanki. Dediğim gibi daha bir çok ilginç yanı olan, güzel ve sade yazan, okuması keyifli bir isim Saul Below. “Günü Yaşa” böyle bir kalemden çıktığını başından sonuna hissettiren romanlardan biri.

COMMENTS

WORDPRESS: 0