Nereye Gidiyoruz Baba?

HomeRoman

Nereye Gidiyoruz Baba?

“Asla okuyamayacaksınız ama yine de size bir kitap hediye edeceğim. Sizin için yazdığım kitabı. Unutulmamanız için, engelli kartı üzerinde sadece bir

“Asla okuyamayacaksınız ama yine de size bir kitap hediye edeceğim. Sizin için yazdığım kitabı. Unutulmamanız için, engelli kartı üzerinde sadece bir fotoğraf olarak kalmamanız için” sözleriyle başlar “Nereye Gidiyoruz Baba?”. Yazar Jean- Louis Fournier hem fiziksel hem de zihinsel engelli iki oğlu Mathieu ve Thomas’la yaşadıklarını, engelli çocuklara sahip olmanın neler hissettirdiğini, ilişkileri ve yaşamı nasıl değiştirdiğini, canınızın yandığı yerde yüzünüzde gülümseme oluşturacak, güldüğünüz yerde alttan alta içinizi sızlatacak cümlelerle anlatmış. Bu duyguların böylesine derin aktarılabilmesinde kuşkusuz çevirmeni Aslı Genç’in temiz ve başarılı çevirisinin fazlasıyla rolü var.

Jean- Louis Fournier daha önce “Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam” adlı otobiyografik romanı ile çocukluğunu, alkolik babası ile olan ilişkisini anlatırken, bu kez kendi babalık serüvenini paylaşıyor bizimle. Bunu da, “Sizi sevmek zordu. Size peygamber sabrı göstermek gerekiyordu ve ben de peygamber değildim.” gibi birçoğumuzun asla dile getiremeyeceği ağır itiraflarını açık yüreklilikle paylaşarak, iğneyi hem kendine, hem uzaktan bakan herkese batırarak yapıyor.

Çocuk sahibi olma isteğini “Nasıl oldu da baba olmak istedim? Kibirli olduğumdan mı? Kendimle öylesine gurur duyuyordum ki, dünyaya küçük “ben”ler mi salmak istedim? Tamamen ölmek istemiyordum, ardımda iz bırakmak istedim, beni takip edebilmeleri için mi? “ sözleriyle sorgulayan yazar, engelli iki çocuğa sahip olduktan sonra “Bazen iz bıraktığım hissine kapılıyorum, ama çamurlu ayakkabılarla cilalı bir parkenin üzerinde yürüyerek bırakılan ve küfrettiren izlerden” itirafı ile, teselli edemeyeceğiniz, sadece susup dinleyebileceğiniz birisi olduğunu baştan söylüyor size.

Kitap ismini arka koltukta oturan Thomas’ın, on yaşından itibaren arabaya her binişinde sürekli tekrarladığı sorudan alıyor. Yol ve yolculuk hissi vermiyor bu soru. Yüzüncü kez tekrarlandığında direksiyon başındakinin içinden geçen “bataklıklara gideceğiz, batıp gömüleceğiz, cehenneme gideceğiz” cevabındaki yalnızlığı anlayabiliyorsunuz.

Yüz iki sayfalık anlatıda nasıl bir şey olduğunu ancak tahmin edebileceğimiz –belki de edemeyeceğimiz- trajik bir olay –üstelik bir insanın başına iki kere gelen bir trajedi – anekdotlar halinde anlatılmış. Bu parçalarda sağlıklı bir çocuğa sahip olanlara duyulan çok insani kıskançlığın yanında, çocukları için hayal kuramamanın nasıl bir şey olduğu ve onlarla yapılamayacak şeylerin uzun listesi de var.

Mizah sanırım yazarın yaşadıklarına dayanmasına yardım eden en önemli güç. Zaman zaman acımasızlık gibi gelebilecek saptamaları, bir engelli yakınından duymaya alışık olmadığımız cümleleri, derin bir hüzün barındırıyor aslında. Bu yüzden kendisine, oğullarının durumuna ve olaya dışarıdan bakan herkese ait gözlemlerini alaycılık olarak görmedim ben. Hatta mizahın hüznü ve çocuklarına olan sevgisini daha da görünür kıldığını hissettim.

Jean- Louis Fournier 1938 doğumlu, televizyoncu olarak uzun yıllar çalışmış bir komedyen aynı zamanda. Kitapta “Televizyonda engelli çocuklarla ilgili bir sürü program yaptım. İlkini hatırlıyorum, en güzel bebek yarışmasının arşiv görüntüleriyle başlamıştım.” diye bahseder bu yönünden ve “Şaheserlerini jürinin önünde havada sallayan şu kibirli ve kendinden emin anneleri yine görüyorum. Ellerinden düşürsünler istiyorum.” cümlesiyle bu görüntülerin kendi gerçeğine çarptığında nasıl bir his uyandırdığını paylaşır bizimle. Onu yargılayamazsınız. Çok samimi, çok gerçektir duyguları.

“Nereye Gidiyoruz Baba?” Prix Femina ve 2012 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü Mansiyonu kazanmış. Dili, konusu, samimiyeti ve sağlam cümleleri ile okumaktan keyif duyulacak bir eser.

Kitap: Nereye Gidiyoruz Baba?
Yazar: Jean- Louis Fournier
Yayınevi: YKY
Çevirmen:Aslı Genç

COMMENTS

WORDPRESS: 0