Ütopyalar Ülkesine

HomeRoman

Ütopyalar Ülkesine

Marge Piercy’nin Zamanın Kıyısındaki Kadın isimli romanı 20 yıl aradan sonra yeniden basıldı. Tanıtım metnindeki iddiasını başarı ile göğüsleyen Pierc

Marge Piercy’nin Zamanın Kıyısındaki Kadın isimli romanı 20 yıl aradan sonra yeniden basıldı. Tanıtım metnindeki iddiasını başarı ile göğüsleyen Piercy’nin romanı herkes için bir başucu kitabı olmaya aday.

Amerika’da yaşayan ve Meksika kökenli olan Connie, alt sınıfta yer alan ve yoksul bir yaşam süren yalnız bir kadındır. Yalnızdır zira kocası onu terk etmiş, sevgilisi hapishanede ölmüş, yaşadığı alkol sorunu ile birlikte kızına uyguladığı şiddet yüzünden sosyal hizmetlerce çocuğu elinden alınmıştır. Abisi onu bir sikiş izle
baş belası olarak görmektedir. Tek yakını yeğeni Dolly’dir. Fahişelik yaparak yaşamını sürdüren Dolly, onu pazarlayan Geraldo tarafından çocuğunu aldırmak istemediği için feci şekilde dövülür. Halası Connie’ye sığınan Dolly’yi bulan Geraldo yanında getirdiği doktor ile ona zorla kürtaj uygulamaya kalkar. Ancak Connie buna izin vermez. Yaşananların ardından Geraldo, Connie’nin geçmişinden faydalanarak onu bir akıl hastanesine kapatır. Zaten zor bir hayat süren Connie’nin yaşamı daha da kötüye gidecektir.

Dışarıdayken toplumda çöp olarak görülen, söyledikleri dikkate alınmayan, sosyal yardımlarla yaşayan Connie kapatıldığı hastanede yeni başlayan bir tedavi sürecinin de istemeden parçası olur. Zira ona kimse bir şey sormamıştır ve ailesinden de onay alınmıştır. Her şey böylesine karamsar ilerlerken Connie’nin yaşamı doğa üstü yeteneği  sayesinde bambaşka bir şekilde ilerlemeye başlar. Gelecekteki bir yerden gelen Luciente, Connie ile bağlantıya geçer ve onu kendi yaşadığı topraklara götürür. Ve ütopyamız burada başlar. Bilim kurgu filmlerinden aşina olduğumuz uzay mekikleri, gümüşi kıyafetler, hapla beslenme gibi şeyler yoktur bu ülkede. Aksine her şey alabildiğine doğaldır. Cinsiyetler ve sınıflar arasında tahakkümün olmadığı ,doğa ve diğer canlılar ile dostça yaşanılan bir yerdir burası.  İlginç meslekler vardır ve her daim meslek değişimi mümkündür. Bebekleri kadınlar doğurmaz. Bir makinenin içinde yaşama başlatılır ve dünyadan bir kişi eksildiğinde doğumlarına karar verilir. Her bebeğin üç annesi vardır. Annelerin cinsiyetinin önemi yoktur. Aslında cinsiyetsiz bir toplumdur burası. Bu yüzdendir ki kafasında yer alan kodlar yüzünden Connie ilk gördüğünde Luciente’nin biyolojik cinsiyetini anlayamaz ve büyük bir şaşkınlık yaşar. Çoğu zaman da cinsiyet ayrımı yapmakta zorlanır.

HEPİMİZ ÖZÜMÜZDE ÖLÜMÜZÜ TAŞIRIZ

Bu ütopik ülkede ölüm de yaşamın bir parçasıdır ve son derece sıradan bir şeydir. Ölen birini görünce üzülen Connie’ye Luciente şu sözlerle karşılık verir; Herkes verir canını. Hepimiz özümüzde ölümüzü taşırız, eğer bunu içinde bilmiyorsan yaşamın bir hiçtir, değil mi?

Bu özgürlükçü ve eşitlikçi dünyayı büyük götlü sikiş
başlarda hayli yadırgar Connie ve hatta biyolojik anneliğin kalkmış olmasına öfkelenir.  Bu öfke karşısında teorik kitaplara girmeye aday bir yanıt alır.

“Bu kadınların uzun devriminin bir parçası. Tüm eski hiyerarşileri yıktığımız zamanın. En sonunda vazgeçmek durumunda kaldığımız bir şey daha kalmıştı, sahip olduğumuz tek iktidar, böylece kimse hiçbir iktidara sahip olmayacaktı. Asli Üretim: Doğurma gücü. Elbette biyolojiye bağımlı kaldığımız sürece hiçbir zaman eşit olamazdık. Ve erkekler hiçbir zaman sevgi ve şefkat dolu olabilecek kadar insancıllaştırılamazlardı. Böylece hepimiz anne olduk. Her çocuğun üç tane annesi var. Çekirdek bağı kırmak için.

Connie diğer dünya ile yaşadığı zaman arasında gidip gelirken kendisine uygulanan tedavinin son aşamasına gelinir. Son bir ameliyat olacaktır ve o buna izin vermemeye kararlıdır. Zira dik başlılık onun karakterinde vardır ve kullandığı ilaçlar bunu değiştirememiştir. “Sayın profesör, zayıfın öfkesi hiç bir zaman geçmez, yalnızca biraz kararır. Karanlıktaki güzel bir rokfor peyniri gibi kararır, daha bir güçlenip daha bir ilginçleşir. Yoksul ve zayıf olanlar öfkelerini koruyarak ölürler ve belki de mezarın karanlığında saç ve tırnak gibi öfke de büyüyordur.” Connie yıllar önce söylediklerini unutmaz ve son hamlesini yapar. Okuyucuya kalansa yaşanılanların gerçek olup olmadığını hayal etmektir.

Zamanın Kıyısındaki Kadın, Marge Piergy’nin üzerinde uzun zaman çalıştığı ve onun  olağanüstü hayal gücü ve yeteneği ile birleşince daha da etkileyici hale gelmiş bir kitap. Üstelik bu ütopyanın gerçekleştirilmeye de hayli yatkın görünmesi, roman kahramanının yaşadığı onca şeye rağmen romanı umut verici yapıyor.

Marge Piercy, Zamanın Kıyısındaki Kadın, Ayrıntı Yayınları, Çevirmen Füsun Tülek, 416 s.

 

COMMENTS

WORDPRESS: 1
  • comment-avatar

    “Sayın profesör, zayıfın öfkesi hiç bir zaman geçmez, yalnızca biraz kararır. Karanlıktaki güzel bir rokfor peyniri gibi kararır, daha bir güçlenip daha bir ilginçleşir. Yoksul ve zayıf olanlar öfkelerini koruyarak ölürler ve belki de mezarın karanlığında saç ve tırnak gibi öfke de büyüyordur.” unutulmayacak bir paragraf. Tanıtım için teşekkürler.